Türkiye’de Sonbaharda ve Kışın Gezilecek En Güzel Yerler

1-) Abant


sonbahar-yurtici-tatil-gunubirlik-abant-1

Tartışmasız en güzel yurt içi sonbahar gezi rotalarından olan Abant, Batı Karadeniz’de Bolu’ya bağlı olan bir turistik merkez. Her mevsim farklı renklere bürünen Abant, romantik tatiller için sonbahar ve kış aylarında tercih edilebilir. Abant’ın piknik yerleri, trekking rotaları gezinizin bir parçası olarak mutlaka yer almalı.

2-) Kapadokya

sonbahar-yurtici-tatil-kapadokya

Peri bacaları, balonları, şarapları ve taş evleri ile ünlü Kapadokya; sonbaharda keşfedilebilecek ideal rotalar arasında.

3-) Amasra

sonbahar-yurtici-tatil-gunubirlik-amasra

Batı Karadeniz’in en güzel sonbahar destinasyonlarından biri de Amasra. Surlarla çevrili bu şirin beldede; Kemere Köprüsü, Kilise Camii, Çekiciler Çarşısı görülecek yerler arasında.

4-) Safranbolu

sonbahar-yurtici-tatil-safranbolu

Lokumlarıyla ünlü Safranbolu, ipek yolu üzerindeki konumu sayesinde zamanında oldukça gelişen bir kentimiz. Osmanlı-Türk mimarisinin en güzel örneklerini görebileceğiniz Safranbolu, sonbahar gezileri için ideal bir destinasyon.

5-) Ağva

sonbahar-yurtici-tatil-agva

Özellikle romantik geziler için uygun olan destinasyon Ağva; deniz ve kumsalının yanı sıra Göksu Nehri’nin kıyısındaki konaklama alternatifleriyle oldukça sevilen bir tatil beldesi. Nehir üzerinde deniz bisikleti veya kano kiralamayı ve merkezdeki balıkçılarda yemek yemeyi ihmal etmeyin.

6-) Sapanca

sonbahar-yurtici-tatil-sapanca

Günübirlik Sapanca gezilerinin yanı sıra ister pansiyon ve motellerde isterseniz 5 yıldızlı otellerde konaklama imkanı sunan Sapanca’yı bir de sonbharda keşfedin. Doğanın, mavinin ve yeşilin tadını aynı anda çıkarabileceğiniz Sapanca’da su sporları, ATV safarileri, balıkçılık gibi çeşitli aktiviteler de yapılabiliyor.

7-) Eskişehir

sonbahar-yurtici-tatil-eskisehir

Venedik’e gitmeye heveslenmeden önce mutlaka görmeniz gereken şehrimiz, Eskişehir. Kendine ait havası, tekne gezileri, Odunpazarı ve zengin gece hayatı ile Eskişehir; her yaşa hitap eden bir sonbahar destinasyonu.

8 -) Edirne

sonbahar-yurtici-tatil-edirne

Hazır sonbahar gelmişken tarih-kültür ve gurme gezisi yapmak niyetindeyseniz bir diğer önerimiz de Edirne’yi keşfetmeniz. Bir Osmanlı başkenti olarak görev yapan Edirne; mimarisi, edirne ciğeri, külliye, cami, çarşı ve müzeleri ile tam bir keşif şehri.

9-) Polonezköy

sonbahar-yurtici-tatil-polonezkoy

Her mevsim farklı renklere bürünen ve doğayla iç içe olacağınız bir diğer destinasyon ise Polonezköy. Bol oksijen alarak doğa yürüyüşleri yapmak isterseniz bir hafta sonunuzu ya da bir gününüzü buraya ayırabilirsiniz.

10-) Kaz Dağları

sonbahar-yurtici-tatil-kaz-daglari

Ege’nin akciğerleri olarak bilinen Kaz Dağları’nın doğasını, şelalelerini keşfetmek için en güzel dönem; sonbahar ayları. Trekking temalı tatil arayışında olanlar, Kaz Dağları’nı mutlaka değerlendirmeli.

BONUS: TARAKLI

sonbahar-yurtici-tatil-tarakli

Tarihi Osmanlı Evleri ile ünlü minik bir kasaba olan Taraklı, dünyanın nadir bulunan cittaslow (yavaş şehir) adreslerinden. Dinlenmek, doğa ile baş başa kalmak, yöre insanı ve esnafı ile değerli sohbetlere dalmak isterseniz; Taraklı’yı mutlaka gezilecek/görülecek adresleriniz arasına alın diyoruz.

ALINTI : elitstil.com

Categories: Kuraklığa Çare ''Kurutulmuş Su''

Sülüklü Gölü

Sülük Gölü (Sülüklü Göl), Bolu ili, Mudurnu ilçe sınırlarında yer alan heyelan set gölüdür. Göl, Akyazı, Mudurnu, Göynük ilçe sınırlarının birleşim alanında bulunur.

Mudurnu’nun 50 km güneybatısında, Göynük’ün 15 km kuzeydoğusunda, eski Akyazı yolunun 9 km uzaklıktadır. Akyokuş köyü sınırlarındadır. Trekking için uygun olan göl çevresi, milli parklar yönetimi tarafından tabiat parkı olarak koruma altına alınmıştır.

Sülüklü Göl, 300 sene önce oluşan deprem sırasındaki heyelanla oluşmuş birkaç gölden birisidir. Fazlaca sülük bulunduğundan bu adı almış. Göle sonradan atılan sazanların etkisiyle günümüzde fazla sülük kalmamıştır. Heyelanla birlikte göl içinde kalan ağaçların kökleri hâlâ görülebilmektedir. Göl çevresi ormanlarla kaplıdır. Göl Mudurnu sınırlarında olmasına rağmen, Akyazı üzerinden ulaşım sağlanmaktadır.

Dibi balçık olan gölde yüzmek tehlikelidir. Göl alanında kamp yapma imkanı vardır. Ziyaretçilerin çoğunluğu İstanbul’dan gelen günübirlik turlardır. İlkbahar ve sonbaharın gezi için uygun olduğu alanda, ilkbaharda çuha, kardelen, siklamen, ters laleler açar.

Gölde, sazan, alabalık, gümüş ve mercan balıkları avlanabilmektedir

Categories: Kuraklığa Çare ''Kurutulmuş Su''

Güzeldere Şelalesi (BOLU)

Güzeldere Şelalesi

Gölyaka İlçesi Güzeldere Köyü Güzeldere Şelalesi Mevkiinde yer almakta olup 21 hektarlık alanı kapsamaktadır. Mesire Yeri olarak 28.12.1993 yılında Tabiat Parkı olarak 11.07.2011 yılında tescil edilmiştir.

Elmacık Dağları’nın gürül gürül akan sularından biri Güzeldere Şelalesi Bıçkı Düzü mevkiinde 120 metre yükseklikteki kayalardan dökülürken bir şelaleye dönüşüyor. Kayalara çarparak uğuldayan suyun sesi, dev kayın ve gürgen ağaçlarıyla çevrili vadide yankılanıyor. Şelale, düzenlenen üç ayrı patika ve merdivenler sistemiyle gezilebiliyor. Platformların sürekli nemli olmasından dolayı uyarı tabelalarına dikkat etmek gerekiyor. Kışın beyaz yorganını örten, ilkbaharda ise ormangülleriyle canlanan Güzeldere’nin en görkemli zamanı güz mevsimi. Sonbaharın renk cümbüşüne dönüşen tonları bir tabloya benzetiyor bu nadide tabiat köşesini. Deniz seviyesinden yaklaşık 600 metre yükseklikteki şelalenin zeminine doğru yaklaşıldığında hoş bir serinlik yayılıyor havaya. Yaban hayatı yönünden oldukça zengin şelale, özellikle hafta sonları ziyaretçilerin akınına uğramaktadır.

 

Piknik, yürüyüş, manzara seyri, ahşap demonte evlerde konaklama, çadır kampı, kır gazinosu, kır kahvesi, büfe v.s. alanda gerçekleştirilebilecek faaliyetlerdir.

Alana ulaşım İstanbul tarafından gidenler; TEM otoyolunda Hendek çıkışından sonra Düzce İli sınırları içerisinde Gümüşova-Gölyaka TEM Otoyolundan ayrılarak, Ankara tarafından gelenler için; Düzce İli sınırları içerisinde Kaynaşlı çıkışından sonra Gümüşova-Gölyaka çıkışından sonra TEM Otoyolundan ayrılarak Gölyaka tabelasını takip ederek Gölyaka’ya ulaşılır. Gölyaka`nın içinden güney istikametine gidilir ve Açma Köyü sapağından doğu istikametine doğru Hacı Yakup Köyünde güneye doğru sapılarak  “Güzeldere” tabelaları takip edilir. Güzeldere Tabiat Parkı Düzce’den 18, Gölyaka’dan ise 11 km. uzaklıktadır.

Categories: Kuraklığa Çare ''Kurutulmuş Su''

Yedigöller Milli Parkı (Bolu)

Yedigöller Milli Parkı (Bolu)

Batı Karadeniz Bölgesi’nde Bolu’nun 42 km. kuzeyinde Zonguldak’ın güneyinde yer alan Milli Parka Ankara–İstanbul karayolunun 152. km’sindeki Yeniçağa ve 190. km’sindeki Bolu’dan kuzeye ayrılan yollarla ulaşılır. Kışın Bolu–Yedigöller güzergâhı (karla) kapalı olduğundan ulaşım, Yeniçağa–Mengen–Yazıcık veya Devrek- Yazıcık üzerinden yapılır.

1642 hektar büyüklüğündeki Yedigöller Havzası, 1965 yılında milli park olarak korumaya alınmıştır. Havza kayan kütlelerin vadilerin önlerini kapatması sonucu oluşan, yüzeysel ve yeraltı akışlarıyla birbirine bağlı, kuzeyden güneye 1500 m. mesafede sıralanmış 7 gölden oluşmuştur. Milli park içindeki “Köyyeri” mevkiinde yeni Bizans dönemine ait bulunan kalıntılardan, eski dönemlerde bölgenin bir yerleşim yeri olduğu anlaşılmaktadır.

Milli park bünyesinde Büyükgöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl, Küçükgöl, İncegöl ve Sazlıgöl olarak 7 göl vardır. Bu göller aralarında 100 m. yükselti farkı bulunan iki plato üzerindedir. Ortalama 780 m. yükseklikte olan platodaki göllerin en büyüğü Büyükgöl’dür. En derin yeri ise 15 m’dir. Büyükgöl’ün güneydoğusundaki Deringöl, 20 m. uzunluğundaki akan bölümü ile Büyükgöl’e bağlıdır.

Büyükgöl, Yedigöller’de canlı alabalık yetiştirilmesi için damızlık amaçlı kullanılmaktadır. Ülkemizde ilk alabalık üretme istasyonu 1969 yılında burada kurulmuştur. Büyükgöl’ün kuzeyinde ise Seringöl bulunmaktadır.

Diğer platodan 100 m. yükseklikteki platonun en geniş gölü Nazlıgöl’dür. Dibinden sızdırdığı bol miktardaki su, gölün kuzeydoğusunda yüzeye çıkarak bir şelalenin oluşmasına sebep olduğundan “Şelale Gölü” adı da verilir. Aynı platoda Sazlıgöl, İncegöl ve Küçükgöl bulunur. Kuzeyden güneye doğru alçalma gösteren bölgede, en yüksek yer 1488 m. ile Eğrikiriş Tepesi, en alçak yer ise 465 m. ile Kirazçatı’dır.

Yedigöller Milli Parkı bilimsel inceleme ve araştırmalar için de kuvvetli bir altyapıya sahiptir. Çok sayıda bitki türünü içeren milli park, yurdumuzun en güzel, karışık doğal ormanlarına sahiptir. Başlıca ağaç türleri olan kayın, gürgen, meşe, kızılağaç, akçaağaç, karaağaç, titrek kavak, sarı ve kara çam, köknar, fındık, ıhlamur ve dişbudak ağaçları yüksek boylu ve düzgün gövdelidir. Porsuk gibi nesli azalmakta olan bitki türleri de mevcuttur.

Yaban hayvanlarından ayı, domuz, kurt, tilki, sansar, sincap, geyik, karaca ve tavşan ile kuşlardan yabani ördek, yabani güvercin ve keklik vardır. Milli Park sahasında 100’ün üzerinde kuş türü tespit edilmiştir. Bu özellikleriyle Yedigöller Milli Parkı tam bir doğa cenneti durumundadır. Her yıl mayıs-eylül dönemlerinde Büyükgöl ve Deringöl’de ücret karşılığı sportif olta balıkçılığı yapılabilmektedir. Göllerde göl alası ve gökkuşağı alabalığı vardır.

Yedigöller Milli Parkı içerisindeki “Kapankaya Manzara Seyir Yeri”ne çıkılarak gölleri ve eşsiz peyzaj güzelliklerini görmek mümkündür. Bu güzergâh üzerinde bir de anıt ağaç bulunmaktadır. Ayrıca, milli park içindeki geyik üretme istasyonu ziyaret edilebilir.

Sessiz ve sakin bünyesi, güzel manzaraları, değişik arazi şekilleri, yürüyüş yolları, şelaleleri, çeşitli cinste bitki ve ağaçlarla süslü yamaçlarıyla piknik, dinlenme, fotoğraf çekme, spor yapma ve kamp kurma gibi rekreatif faaliyetler yapıl Ayrıca, 1 hektarlık alanda çadırla veya karavanla konaklama da yapılabilir. Parkın ziyarete en uygun zamanı nisan-kasım ayları arasıdır.

Alıntı : bolukulturturizm.gov.tr

Categories: Kuraklığa Çare ''Kurutulmuş Su''

Kampta Yapılabilcek 8 Pratik Yemek

Kahvaltıda tek başına doyuran: Fransız tostu

reddit

Kamp yapsak bile beyaz peynir, zeytin, domates, salatalık gibi klasiklerimizden vazgeçecek değiliz. Klasik kahvaltımız bir kenarda dursun, kampta değişik ezber bozan ne yapabiliriz onun peşindeyim şu an.

Yapımı bir o kadar kolay, yemesi bir o kadar keyifli Fransız tostu, nam-ı diğer yumurtalı ekmek! Gerekli malzemeler; Süt, yumurta, dilimlenmiş ekmek ve sıvı yağ. Süt ve yumurtayı karıştırıp çırpıyorsunuz sonra da ekmekleri bu karışma bulayarak yağda arkalı önlü kızartıyorsunuz.

Bilmeyen yoktur ama ben yine de söyleyeyim, yanında beyaz peynir cillop gibi gidiyor.

Ara öğününüzde hazırlaması da yemesi de zahmetsiz: Meyve salatası

ozgurce

Çok lüks bir tatil yapmasak da ara öğünleri atlamak olmaz. Yürüyüşe çıkarken ya da oturup sohbet ederken ağızlara küçükten sağlıklı şeyler atmak önemli.

Bu sebeple meyve salatası tarifini buraya iliştiriyorum. Başrol tabii ki yazın klişesi karpuzda. Ama fazladan meyveniz varsa meyve salatası yapabilirsiniz. Hatta sadece atıştırmalık niyetine değil kahvaltıda da bu salatadan yararlanabilirsiniz. Minik kolay bir tarif de vereyim hadi: Bir adeta elmayı, muzu, armutu, çileği aynı tabağın içine doğrayın üstüne biraz limon sıkın alın size meyve salatası.

Meyve beni kesmez derseniz: Taco

jimssteakout

Şimdi huzurlarınıza çok pratik bir bilgi ile geliyorum. Ateş başında oturmuşsunuz, çene çalarken bir yandan da biranızı yudumluyorsunuz. Ama bira öyle kuru kuruya gitmez, bunu hepimiz biliriz. Kampta kızartma işine girersek işin içinden çıkamayacağımızı da iyi biliyoruz. Bu sebeple bu cipsli tarifi bir yerlere yazın, bayılacaksınız.

Marketten aldığınız doritosları henüz paketin ağzını açmadan çıtır çıtır elinizle kırın. Sonra içine küp şeklinde kestiğiniz domatesleri ekleyin (güzelim taco’nun çorbaya dönmemesi için çok fazla domates eklemeyin), yine minik minik kestiğiniz biberleri ekleyiverin (acı tatlı size kalmış ama jalapeno taco’ya fazlasıyla yakışır, bilginize), sonrasında da küp şeklinde kestiğiniz beyaz peynirlerinizi.

Pakette bir güzel çalkalayın ki her şey iyice karışsın birbirine. İşte şimdi kaşığınızı daldırıp yemeye başlayabilirsiniz. Caanım Amerikalılar buna bir de pişirdikleri kıymaları ekliyorlar ve bunu bildiğin öğün niyetine yiyorlar.

Akşam yemeğinde bir kamp starı: Barbekü

bbqbarbecues

Ateş başında oturmanın, gece olunca çadıra çekilmenin dışında kampın en güzel yanıdır barbekü. Hatta kendisine fazla önem veririz ki, bagajın yarısından fazlası barbekü ekipmanlarıyla dolup taşar. Kömürüydü, maşasıydı, yelpazesiydi, eldiveniydi, spatulasıydı bunların hepsi tamamsa gelelim etlere. Öyle tek et çeşidiyle yetinecek değiliz, her zaman mangal yapmıyoruz ya! Sosis, kanat, pirzola, sucuk, köfte barbeküye en yakışan lezzetler.

Şişe geçirip pişireceğiniz mantar, patlıcan, biber, soğan da barbekü yanına cillop gibi gidecektir. Daha da ileri gidip öneri verecek olursam; şişe geçirilmiş Brüksel lahanası. Sonrasında üstüne biraz tuz, biraz pul biber döktünüz mü of ki ne of!

thatwasvegan

Barbekü ile uğraşamam daha pratiği yok mu derseniz: Kamp olunca ismi hot-dog olan sosisli

confessionsofaprepper

Aslında bildiğiniz okul kantinindeki hamburgerden her zaman daha ucuz olan sosislidir o. Ama fazla da küçültmeyin gözünüzde. Sonuçta kaç filme malzeme olmuş.

Sosisler o ince çubuğa itinayla yerleştirilir. Ateşin içinde çevrilir de çevrilir. Pişirme işlemi tamamlandıktan sonra uzun sandviç ekmeklerinin arasına yerleştirilir. Evden bagaja attığınız hardal ve ketçap sosisin üstünde zikzaklar yapılarak sıkılır. Eğer bolluk içinde yaşıyorsanız turşu da çok yakışır. Fazla söze gerek yok, yanına yakışan tek içecek ise biradır.

O bir klasik: Sucuk ekmek

koftecimalibaba

Bu da halis mulis bizim klişemiz! Maç öncesi, konser çıkışı, orman gezintisi, kamp, yaz, kış… Hiç fark etmez. Uzunlamasına kesilmiş, mangalda pişirilmiş o sucuklar, ekmeğin arasına girer sonra güzelce mideye indirilir. Benim gibi dileyen domates ve yeşil biber de ekler.

Bazıları yanında şalgam içer ama benim favorim, tabii ki en soğuğundan ayran. Anlayacağınız kampa gitmeden önce bir bütün sucuk almanız şart.

Ne yerseniz yiyin yanında muhakkak yapın: Çoban salatası

pisikletcocuk

Kamp için en uygun ve yapımı en kolay salata çoban salata. Öğle yemeği ya da akşam yemeği sırasında hemencik doğrayıverin soğanı, salatalığı, domatesi, sivri biberi. Üstüne de bir güzel sıkın o limonu. Zeytin yağı şart değil ama varsa mis olur.

Her gün çoban salatasına dadanıp da sıkılanları biraz daha uğraştıracakpatlıcan salatası önerimdir. Yanı başınızda mangal duracak ve patlıcan közleyip patlıcan salatası yapmayacak mısınız? Tabii yapacaksınız! Yapmanız gereken tek şey közlenmiş patlıcan ve biberleri soyup küçük küçük doğramak. Küp küp doğradığınız domatesleri de üstüne eklemek. İnce kesilmiş soğanları da eklemeyi unutmayın. Bir de yağ ve tuzladınız mı o kamp size beş yıldızlı otel gibi gelir.

Kamp ateşi deyince akla gelen ilk şey: S’more

lizameak

Hollywood filmlerinden gördüğümüz ama adını pek de duymamış olduğumuz bu tatlı için gerekli malzemeler: Marshmallow (artık tüm marketlerde kolaylıkla bulabilirsiniz), bisküvi ve çikolata. Kilosuna dikkat edenlerin mutlaka uzak durması gereken bir tatlı ama bu deneyim en azından bir kere yaşanmalı diyorum.

Öncelikle kampın en güzel yanlarından biri olan çadır önünde ateş yakılır. Ateş başına kurulan sandalyelere bir güzel oturulur. Şişlerin ucuna taktığınız marshmallowlar ateşte şöyle bir döndürülür. Hafif kararmaya başlayınca daha önceden hazırladığınız iki petibör bisküvisinin arasına dikkatlice yerleştirilir, onun üstüne de sütlü çikolata. Sonrasında sandviç şeklini alacak bu tatlınız afiyetle yenilir. Genelde çok tatlı olduğundan bir tanesiyle yetineceğinizi düşünüyorum.

Afiyet olsun, güzel kamplar olsun!

Alıntı : Yemek.com

Categories: Kuraklığa Çare ''Kurutulmuş Su''

Kamp yapmanın 8 harika faydası

1. Rezervasyon stresi yok

‘Bu sene rezervasyon yaptırmakta geç mi kaldık?’, ‘ah yer bulamayacağız’, ‘tam da sezona denk geldik bu tatil çok pahalıya mal olacak’ derdine son! Kamp alanlarında genelde hepimize yetecek kadar yer oluyor. Öyle ki motelinde/otelinde yer bulamadığınız tatil işletmelerinin kamp alanında çadırınız için yer bulma ihtimaliniz de çok yüksek. Hem gerçekten istediğiniz yerde tatilinizi yapın hem de stressiz bir tatil geçirin.

2. ‘Tatil mevsimi’ kavramı sizin için artık yok

İster tatil mevsimi olsun ister olmasın, artık isterseniz birkaç günlüğüne bile çantanızı, çadırınızı ve ihtiyacınız olan gıdayı yanınıza alıp dilediğiniz mesafeye yol alabilirsiniz. Bu ‘herhangi bir an’da kaçabilecek olma hissinin sizi ne kadar hafiflettiğini görünce kolay kolay vazgeçemeyeceksiniz, uyaralım.

3. Stresiniz azalacak

Stres çok ciddi kronik sağlık sorunlarına yol açıyor. Bu nedenle stres seviyenizin azalması sağlığınız açısından oldukça önemli. Çevrenizdeki dinginlik, içsel bir dingiliği de beraberinde getirecektir. Özellikle bu kamp sizin için bir ‘dijital detoks’ olma özelliği de taşıyorsa, harika bir deneyim yaşayacaksınız.

4. Yapay ışıklardan uzakta olacaksınız

Ve harika göğü de olabildiğince net göreceksiniz. Yapılan araştırmalar karanlığın ardından yapay ışıklara maruz kalmanın başta meme kanseri olmak üzere pek çok kronik hastalığın gelişiminde önemli rol oynadığını ele alıyor. Bu mekanizma melatonin üretimine benzeyen bir yapıda. Doğanın ışıklarının tadını çıkarın, karanlığın da.

5. Uyku düzeninizle doğa arasındaki bağı yeniden kuracaksınız

Özellikle kentlerde hayatın ritmi hızlandıkça uyku bir ‘sorun’ olarak hayatlarımızda yer almaya başlıyor. Milyonlarca yıl boyunca insanlar hava karardıktan kısa bir süre sonra uyuyup günün ilk ışıklarıyla birlikte uyanırken aslında en sağlıklı olanı yapıyormuş. Yapılan araştırmalar, gün ışığına bağlı uyku düzenlerine sahip olan insanların daha iyi uyuduğunu ortaya koyuyor. Vücudumuzdaki mekanizma zamanlamayı yapmak, melatonin üretimini sağlamak ve günlük içsel ritmimizi sağlamak zorunda. Kamp yapmak ona yardımcı olmak için harika bir adım olacak.

6. Mikrobiyomunuzu yeniden inşa edersiniz

Önce mikrobiyomun ne olduğundan bahsedeyim. İnsan vücudu sayı olarak aslında %90 mikroorganizma hücrelerinden ve sadece %10 insan hücrelerinden oluşuyor. Yani vücudumuzdaki her bir hücreye karşılık on adet bakteri hücresi taşıyoruz. “Mikrobiyom” adını verdiğimiz ve birlikte simbiyotik bir yaşam sürdürdüğümüz bu mikroorganizmalar bir yandan sindirime yardımcı olup ihtiyacımız olan fakat vücudumuz tarafından üretilmeyen besin maddelerini bize sağlarken diğer yandan bizleri hastalık yapıcı mikroorganizmalara karşı koruyorlar. Doğada olmanız mikrobiyomunuzun direncini artıracak derin bir etki sağlayacaktır.

7. Harika bir iş çıkaracaksınız

Her kamp egzersizleri kapsamaz, iş bölümünde size düşen görev kamp ateşi yakmak dahi olsa bir nevi egzersiz işlevi görecektir. Pek çok kampçı için tırmanma, yüzme ve bisiklet sürme aktiviteleri vazgeçilmezdir. Eğer sizin de kamp kurgunuz bunları barındırıyorsa sağlığınız için inanılmaz faydalı bir süreç yaşayacaksınız demektir.

8. Bir ‘topluluk’ inşa edeceksiniz

Yapılan araştırmalarda ‘topluluk’ oldukça önemli bir bileşen olarak karşımıza çıkıyor. Arkadaşlarınızla, ailenizle ya da belirli bir amaç doğrultusunda bir araya geldiğiniz insanlarla kamp yapmak ve birlikte zaman geçirmek pek çok açıdan sizin için oldukça sağlıklı olacaktır. Oldukça önemli bir manevi hissiyatı dolu dolu hissedeceksiniz.

Alıntı: yesilist.com

Categories: Kuraklığa Çare ''Kurutulmuş Su''

Category Archives: