Sonbaharın en güzel 10 yeri

1.ANTALYA


Denize girmek isteyenler
Sonbahar gittikçe etkisini artırıyor. Havalar soğudu, ancak denize girme imkânına hâlâ sahibiz. Saffet Emre Tonguç, “Antalya Kaputaş Plajı, Nirvana Otel ve Max Royal Kemer’in plajı şu an gidilebilecek en iyi adresler” diyor.

Okulların açılmasıyla insan kalabalığı ortadan kalktı. İşlerinizi ayarlayabilirseniz çarşaf gibi bir deniz ve yakmayan ama kemiklerinizi ısıtan bir güneş sizi bekliyor.

2.GEYİKBAKIRI


Adrenalin tutkunlarına tırmanış
Tunç Fındık, “Türkiye’nin en önemli tırmanış alanı ve Avrupa’da iyi tanınan bir kaya tırmanış bahçesi olan Geyikbayırı,  sonbaharın geldiği bu günlerde tırmanışın en güzel ve keyifli olduğu yerlerin başında geliyor” diyor.Şu an Türkiye’nin büyük bölümü soğuk ve yağışlı olmasına rağmen burası hâlâ güneşli ve sıcak.

Geyikbayırı’nda 800 civarında boltlu tırmanış rotası var. Climbers Garden, Josito, Rido Camping’de konaklayabilirsiniz

3.PAPART ORMANI


En güzel sonbahar fotoğrafı için
Burası Artvin Şavşat’ın Gürcistan sınırına yakın vadilerinden biri. İmerhev (Meydancık) yerleşiminden Papart Vadisi’ne girince nehir boyunca ‘S’ çizerek ilerliyorsunuz.

Alabildiğine ormanlarla kaplı vadi, dar ve oldukça dik. Gittikçe yükseliyor, yükseldikçe renkler değişiyor. Yamaçlardan irili ufaklı şelaleler akıyor ve doğa bir renk paletine dönüşüyor.

Aracınızı sık sık durdurup fotoğraflamadan gitmek mümkün değil. Yukarıda kar olabilir. Bu da rengârenk doğa fotoğraflarına müthiş bir görsel katkı demek.

4.ŞANLIURFA


Ailecek 11.500 yıl öncesine yolculuk
Ailece Balıklı Göl’de suyun üstüne zıplayan balıkları besleyin, ardından buranın hikâyesini etrafınızı sarıp anlatmak isteyen çocuklardan dinleyin. Kaleye tırmanıp şehri yukarıdan görün.

Ziyaret edeceğiniz Harran’ın konik kubbeli evleri çocuğunuzun çok ilgisini çekebilir. 11.500 yıllık geçmişiyle dünyanın en eski tapınağı Göbeklitepe’nin etkileyici kalıntılarını ve geçen mayısta açılan Türkiye’nin en büyük kapalı alana kurulu müzesi Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’ni keşfedin. Urfa mutfağının lezzetlerini tatmadan dönmeyin.

5.YEDİGÖLLER MİLLİ PARKI



Kamp sevenler Yedigöllere
Sonbaharda çam, köknar, ıhlamur, gürgen ve meşe ağaçlarından dökülen yapraklar, sarı tonlarını eşsiz şekilde yansıtıyor. Kameranızı yanınızda getirirseniz eşsiz sonbahar kareleri yakalayabilirsiniz. İstanbul’a çok yakın.

Kamp yapmak için çadırınızı yanınızda getirmelisiniz. Çadır başı 15 TL. Yıldırım Güngör, “Milli park içerisinde görsel yönü çok güçlü yürüyüş rotaları var. Sabahın erken saatlerinde göllerde muhteşem yansımalar oluyor” diyor.

6.KAPADOKYA


Ne soğuk ne sıcak
Ihlara Vadisi’ndeki ağaçlar bu mevsimde bin bir renge bürünüyor.  Fotoğraf makinenizi ayarlayın ve yürüyüşe çıkın. Bunun dışında peri bacalarının eşsiz görüntüsü eşliğinde balonda gündoğumunu seyretmelisiniz. Atlı safari ve Kızılçukur’da bisiklete binmek diğer seçenekler.

Mutlu Tönbekici, “ Kapadokya sonbahar için harika bir destinasyondur. Zira yazın çok sıcak, kışın çok serin bir bölge” diyor. Taş Konaklar’da konaklayabilirsiniz. Buraya kadar gelmişken Zelve Açık Hava Müzesi’ni görmeden dönmeyin.

7.PARGA BALIK RESTAURANT / İSTANBUL


Balık yağlandı
Mehmet Yaşin, “Sonbaharda yemek yenecek en iyi yerler, İstanbul’daki balık lokantalarıdır. Çünkü palamut artık yeterince yağlanıp lezzeti doruğa tırmandı. Lüfer damakları çatlatacak hale geldi” diyor.

Gerek Karadeniz gerekse Marmara hamsisi tüm lezzetini sergilemeye başladı. Restorandaki tuzlu su akvaryumundan yemek istediğiniz canlı balığı seçip Kilis usulü taş fırında pişirtebilirsiniz. 80 çeşit meze mevcut. Maltepe; (0216) 383 55 56

8.KIZILCASU YAYLASI


 

Yaban hayatıyla baş başa
Kastamonu Azdavay’ın Başören Köyü’nden başlayıp Zümrüt Köyü’nden geçerek Küre Dağları’nı dikine aşan orman yolunu izleyip Karadeniz kıyısındaki Cide’de son bulan güzergâhı takip edin. Yayla 15 Kasım’a kadar çılgın sonbahar renklerinden oluşan orman deniziyle insanın başını döndürecek güzellikte.

Bir noktadan sonra insan varlığı sona eriyor ve tamamen yaban hayatıyla baş başa kalıyorsunuz. Kırsal dokunun keyfini çıkarıp Anadolu’nun sıcak insanlarıyla hasbihal etmek, ciğerlerinizi taze havayla doldurmak, yabani hayvanların ve meyvelerin izlerini sürmek, sessizliğin sesini dinlemek ya da ateş renkli orman denizini fotoğrafçılık becerilerinizle ölümsüzleştirmek istiyorsanız bu güzergâh tam size göre.

9.SAFRANBOLU


Sokaklarda yürüyün
Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan ve klasik Osmanlı kent mimarisinin en güzel örneklerini barındıran Safranbolu sonbaharda gezilmesi gereken yerlerin başında geliyor. Safranbolu kent içi kadar çevresindeki mağara ve yaylalarıyla da öne çıkıyor.

Bulak Köyü’ndeki Mencilis Mağarası birbirine bağlı üç kattan oluşuyor.  6052 metre uzunluğundaki mağaranın en altında Safranbolu’nun içme suyuna katkıda bulunan kaynak, onun üzerinde sarkıt ve dikit, sütun, duvar ve perde damlataşları mevcut. Yenice Ormanları ise bu coğrafyayı sonbaharda gitmeye değer kılan bir başka neden.

10.ADATEPE KÖYÜ


Kentten romantizme kaçış
Bir çam ormanının eteklerinde, zeytin ağaçları ile bezeli, tüm haneleri Selçuklu, Osmanlı ve Rum taş mimarisi özellikleri taşıyan, girişindeki vadide Zeus Altarı’nın olduğu 208 haneli bir Ege köyü düşünün. 80’li yıllarda kent yaşamından kaçan bir grup tarafından burası keşfedildi. Onlar köyü aslına uygun restore etti.

Bölge Truva, Leleg, Midilli, Pers, Atina, Roma, Selçuklu, Osmanlı hâkimiyetleri görmüş ve bunların izlerini taşıyor. Köyün merkezindeki yamaçta yer alan üç konağın restore edilmesiyle ortaya çıkan, çam ağaçları içinde, büyük avlulu, son derece zarif ve huzurlu ‘Adatepe İda Blue’ otelde konaklayabilirsiniz.

Alıntı : hurriyet.com

Categories: Kuraklığa Çare ''Kurutulmuş Su''

Vahşi Hayvanlara Karşı Alınacak Önlemler

kamp-faaliyetlerinde-vahsi-hayvanlara-karsi-alinacak-onlemler

Nerede Kamp Yap(ma)malı?

Doğadaki kamp faaliyetlerimizde vahşi hayvanlara karşı almamız gereken ilk tedbir kamp yeri seçimimizdir. Dolayısıyla ilk olarak nehir, dere, ırmak gibi su kaynaklarının kenarlarında kamp yapmamalıyız. Vahşi hayvanlar su ihtiyaçlarını gidermek için bu kıyılara geleceklerinden dolayı su kenarlarında kamp güvenli değildir. Mağara, in vb yapıların yakınları da yine güvenli değildir. Bu gibi yerler vahşi hayvanların barınakları olabilir ve bu da kesinlikle büyük bir risktir.

Kamp alanımızın güvenli veya en az riskli olduğuna inandığımız bölgeye kamp kurduktan sonra yine dikkat etmemiz gereken noktalar vardır.

Yiyecek Meselesi

Çadırlarımızın hemen yanında et, sucuk vb kokusuyla vahşi hayvanları kamp alanımıza çekebilecek besinleri pişirmemeliyiz. Bu gibi gıda maddeleri mümkünse kamptan uzak bir yerde pişirilip tüketilmelidir.

Kamp boyunca tüketeceğimiz besin maddelerini kesinlikle çadırımız içinde saklamamalıyız. Bu da yaydıkları kokular vasıtasıyla vahşi hayvanlara davetiye çıkarabilir. Yemeklerimizi ağzı iyice kapatılmış bir paket, torba veya çantada herhangi bir iple ağaçlardan faydalanarak çok yüksek yerlerde muhafaza etmeliyiz.

Ateş

Kamp alanımızda mümkünse ateş hiç sönmeden yanmalıdır. Belirli aralıklarla ateş beslenmeli veya uzunca yanabilecek kütük vb odunlar kullanılmalıdır. Böylece içgüdüsel olarak ateşten korkan vahşi hayvanlar kamp alanımıza gelmek istemeyeceklerdir.

Yine de güvenlik önlemi olarak kamp ateşimizin yanında meşaleler hazır bulundurmak bize avantaj sağlayacaktır.

Ateşli Silahlar?

Eğer vahşi hayvanlardan korunmak için ateşli silahlar kullanırsak yaralandıklarında çok daha saldırgan olacaklardır. Bu yüzden kesinlikle amacımız onları yaralamak, öldürmek değil sadece korkutmak olmalıdır. Bu sebeple yaklaşık 50 cm uzunluğundaki odun parçalarından hazırlayabileceğimiz meşaleler sayesinde, herhangi bir vahşi hayvan bize yaklaştığında meşaleleri savurarak onları korkutabiliriz.

Korkutup Kaçırmak

Yanımızda varsa, düdüklerimizle yüksek ses çıkararak veya çok yüksek sesle bağırarak, aynı zamanda meşaleleri onlara zarar vermeden doğru biçimde kullanarak güvende kalabiliriz. Ayrıca kamp alanımıza yaklaşık 10 metre mesafede, bazı basit malzemelerle erken uyarı sistemi hazırlayabiliriz. Bunun için birkaç uzun sırık, ip ve sallandığında veya birbirlerine çarptığında ses çıkartabilecek plastik veya teneke şişe ve kutular gereklidir.

Nasıl?

  1. Kamp alanımızın yaklaşık 10 metre çevresine belirli aralıklarla yere, uzun sırıkları çakarız.
  2. Bu sırıkların hepsini çevreleyecek şekilde iple bağlarız. Bu iplere de plastik veya teneke malzemeler bağlayarak erken uyarı sistemini hazırlamış oluruz.

İlkel bir sistem olmasına rağmen kamp alanımıza herhangi bir vahşi hayvan yaklaştığında ipe temas ettiği an ipe bağlı plastik veya teneke malzemeler ses çıkaracak, bu da bize erken müdahale için zaman yaratacaktır.

Merhaba ayıcık... cici ayıcık..

Tüm bu tedbirlere rağmen dikkatli olmamız gereken başka noktalar da vardır. Örneğin kampımızı kurduk ve etrafı keşif için yürüyoruz. Mutlak suretle yürüyüş esnasında orada olduğumuzu diğer canlılara belli etmemiz gerekir.

Özellikle ayılar çok meraklı ve zeki hayvanlardır. Bizler gibi çoğunlukla ormanda patika yolları kullanırlar. Yürüyüş esnasında yüksek sesle konuşarak, hatta şarkılar söyleyerek onları bizden rahatlıkla uzak tutabiliriz.

İzcilerin orman yürüyüşleri esnasında yüksek sesle şarkı söylemelerinin bir sebebi de budur!

Çünkü altını çizerek belirtmek isterim ki, ayılar istisnai durumlar haricinde mağaralarına, barındıkları ine girilmediği, yavrularına yaklaşılmadığı, onlarla ormanda ani karşılaşmalar olmadığı ve açlıktan ölmek üzere olmadıkları sürece insanlara saldırmazlar.

Aksine merak etseler de çoğu zaman sessizce uzaklaşırlar. Ayılar aynı zamanda çok iyi koku alan ve bir yarış atı kadar hızlı koşabilen canlılardır. Doğada olası ayı karşılaşmalarında kesinlikle dikkat etmemiz gereken durumlar vardır. Eğer uzak mesafede bir ayı ile göz teması kurarsak, yavaş ve küçük adımlarlaarkamızı dönmeden geriye doğru gitmeliyiz. Göz teması kesildiğinde derhal o bölgeden uzaklaşmalıyız.

Şayet ayı ile yaklaşık 10-15 metre mesafede göz teması sağlarsak öncelikle zor olsa da sakin kalarak ayının hareketlerini analiz etmeliyiz. Eğer ayağa kalkmış ve havayı kokluyor ise onunla yavaş ve sakin bir ses tonuyla konuşarak (herhangi bir şeyler söyleyebilirsiniz) çok yavaş hareketlerle yine arkamızı dönmeden uzaklaşmalıyız. Yine göz teması kesildiğinde derhal o bölgeyi terk etmeliyiz.

Ancak biz yavaş yavaş geri adımlar atarken o da bize doğru yaklaşıyorsa varsa sırt çantamızı yoksa üzerimizdeki ceket vb malzemeyi çok yavaşça yere bırakarak aynı sakinlikle arkamızı dönmeden geri geri gitmeliyiz. Ayılar çok meraklı canlılar olduklarından dikkatlerini, yere bıraktığımız malzemeye vererek, ona odaklanmasını sağlayabiliriz. Burada en önemli nokta eğer bizi farketmişlerse ve göz teması kurmuşlarsa asla panik yapıp arkamızı dönüp koşmamalıyız. Bu çok önemli bir kuraldır. Yukarıda da belirttiğim gibi çok hızlı koşan canlılar olduklarını unutmamalıyız.

Unutmayın! Ayılar hızlı koşar

Bir diğer durum ise ayı ile aramızda çok az bir mesafe var ve ayı bize dişlerini göstererek bağırıyorsa çok büyük ihtimalle bize saldıracaktır. O an yapabileceğimiz en iyi hamlelerden birisi ceketimizin kollarını çıkartarak bilek kısımlarından yukarı doğru kaldırarak kendimizi ayıdan daha büyük ve daha güçlü göstererek çok yüksek sesle bağırmalıyız. Ayıya ondan daha güçlü olduğumuzu hissettirebilirsek saldırmaktan vazgeçip bizden uzaklaşacaktır.

Şimdi bu hamlenin işe yarayamayabileceğini düşünebilirsiniz. Ancak o durumda sanırım yapılabilecek iki hamleden en iyisi budur. Diğer hamle ise herkesin bildiği ölü taklidi yapmaktır. Cenin pozisyonu alarak başımızı ellerimizin arasına koyarak sessiz ve hareketsiz kalmalıyız. Ta ki ayı bizi bırakıp gidinceye dek. Ancak bu yöntemi hangimiz kolaylıkla uygulayabiliriz ki? Bu hamledeki endişem, yetişkin bir ayıyı ele alırsak ölü taklidi yapan bir insanı hafifte olsa pençeleri veya ağzıyla kontrol edebilir ki bu konumda insan yaralanabilir. Bu ortamda bir insanın sessizliğini ve sakinliğini koruması gerçekten mucize gibidir.

Bahsettiğim tüm hamleler dışında esas olan her ne olursa olsun elimizden geldiğince sakin ve soğukkanlı kalarak mevcut durumdaki verilebilecek en doğru kararları vermeliyiz.

yaban-domuzu

Yaban Domuzları da çok dikkat edilmesi gereken canlılardır. Çoğunlukla sürüler halinde gezerler ve mümkün mertebe istisna durumlar haricinde insanlardan kaçarlar. Ancak kaçış yollarında herhangi bir engel veya biz var isek saldırmaktan asla çekinmeyeceklerdir. Toplumda aslında çokta doğru olmayan bir bilgi vardır. Bu bilgi, domuzların boyunlarını kullanamadığından dolayı sadece düz koşular yaptıklarının ve çok çabuk yön değiştiremediklerinin sanılmasıdır.

Evet doğruluk payı olan bilgi, çok atik bir şekilde yön değiştiremezler. Ancak biz de hızlı bir şekilde kaçarken onu atlatabilecek çapraz koşular yapabilecek miyiz? Yaban domuzları boyunlarını kullanamamalarının dezavantajını, arka ayaklarını çok iyi kullanarak bu negatif durumu kapatmaya çalışırlar. Bu yüzden doğada yaban domuzlarıyla karşılaştığımızda onların koşu istikametlerinin önüne geçmemeliyiz. Bizleri görüp kaçmaya kalktıklarında da kesinlikle kaçış yollarını kapatmamalıyız. Kaçış yollarında doğal engeller varsa (kayalık, uçurum vb.) mevcut konumumuza doğru koşabilecekleri ihtimaline karşı tetikte olmalıyız. Eğer tırmanabileceğimiz büyük bir ağaç varsa mutlaka tırmanmalıyız. Onlar gidene kadar da ağaçtan inmemeliyiz. Şayet kolay tırmanabileceğimiz bir ağaç yoksa son çare olarak mümkün olduğunca hızlı ve çevik bir şekilde çapraz koşular yaparak kaçmayı denemeliyiz.

kurtlar

Kurtlar sürüyle gezen, çok zeki ve hisli canlılardır. Eğer kamp alanımızın yakınında bir kurt görürsek emin olmalıyız ki kamp alanımızın etrafında veya çok yakınında sürünün diğer üyeleri de vardır. Kurtlar çok nadiren ve bazı özel durumlarda yalnızdırlar. Kurtlar da ayılar gibi, açlıktan ölme durumunda olmadıkları ve onların yaşamlarını tehdit eden müdahalelerde bulunulmadığı sürece insanlara saldırmazlar.

Kurtlar diğer vahşi hayvanlara nispeten ateşten en çok korkan canlılardır. Bu yüzden yazımın başında da belirttiğim kamp ateşimizin hemen yanında meşaleler bulundurmalıyız. Olası bir tehditte meşaleleri kamp ateşimizde derhal yakıp kendimizi savunabiliriz.

Yılanlar genellikle bahar ve yaz aylarında tehdit oluştururlar. Özellikle belirtmek isterim ki onlara zarar vereceğimizi hissettirmediğimiz ve onların yaşamlarını tehdit etmediğimiz sürece bizler için tehdit oluşturmazlar. Kamp alanımızda kesinlikle büyük kayaları, kütük veya büyük odun parçalarını kaldırırken dikkat etmeliyiz. Eğer bu tür nesneleri almamız veya yerlerini değiştirmemiz gerekiyorsa mutlaka nesneyi kendimize doğru çekerek hareket ettirmeliyiz. Bu suretle nesne altında yılan varsa derhal oradan kaçacaktır. Nesneleri ileriye doğru itersek kaçış yolu için üzerimize doğru yönelebilirler, bizi tehdit olarak görebilir ve saldırabilirler. Yüksek ve sık otlar arasında yürürken veya bir ağaç, bir kaya kenarında dinlenirken yukarıdaki hususlara dikkat etmeliyiz. Özetle yılanların yaşamını tehdit edecek hareketler veya bizi farkettiklerinde onların kaçış yollarını kapatacak hamleler yapmadığımız sürece bizden hızlıca uzaklaşacaklardır.

Genel hatlarıyla yüzeysel olarak kamp faaliyetlerimiz veya doğa yürüyüşlerimizde vahşi hayvanlara karşı almamız gereken tedbirlerden bahsetmek istedim. Burada önemle belirtmek istediğim konu ise vahşi hayvanlar bizim düşmanımız değil dostlarımızdır.

Ne onları öldürecek, zarar verecek kadar zalim ne de onların kimi durumlarda bizlere hayati tehlikeler yaşatabilecek canlılar olduklarını unutacak kadar bilinçsiz olmalıyız. Tüm kamp severlere yeterli bilgi ve tecrübeleriyle tedbir aldıkları ve güvenliği asla ihmal etmedikleri keyifli faaliyetler dilerim.

DİP NOT: Yazıdaki tüm tedbirler ve hamlelerin % 100 bilimsel doğruluğu ispat olmamakla birlikte, doğa ile ilgili yoğun tecrübeleri olan insanların ortak fikir ve görüşlerini yorumladığım teorik bilgilerdir.

Alıntı: KampKeyfi.com

Categories: Kuraklığa Çare ''Kurutulmuş Su''

İlk Yardım Çantasında Bulunması Gerekenler

Malzemenin adı Miktar Resim
Suni solunum maskesi 1 Adet suni-solunum-maskesi
Büyük sargı bezi (10 cmX3-5 cm) 2 Adet sargi-bezi
Steril hidrofil gaz bezi (10×10 cm 50 lik) 1 Kutu Steril-hidrofil-gaz-bezi
Üçgen sargı bezi 3 Adet ucgen-sargi-bezi
Hidrofil pamuk (70 gr) 1 Paket hidrofil-pamuk
Flaster 1 Adet Flaster
Çengelli iğne 10 Adet cengelli-igne
Makas 1 Adet Makas
Elastik bandaj (6-8 cm enli) 1 Adet Elastik-bandaj
Yara bandı 10 Adet Flaster
Tıbbi eldiven 2 Çift Tibbi-eldiven
Açık renk plastik örtü 1 Adet plastik-ortu
Not defteri 1 Adet Not-defteri
Kurşun kalem 1 Adet kursun-kalem
İlk yardım el kitabı 1 Adet ilk-yardim-el-kitabi
El feneri 1 Adet El-feneri
Düdük 1 Adet duduk
Cımbız 1 Adet cimbiz
Antiseptik solüsyon (50 ml) 1 Adet Antiseptik-solusyon
Alüminyum yanık örtüsü 1 Adet Aluminyum-yanik-ortusu
Turnike (En az 50 cm) 1 Adet turnike

 

alıntı : nkfu.com

Categories: Kuraklığa Çare ''Kurutulmuş Su''

Balta Kullanımı

balta-kullanımı

Balta, on binlerce yıldır odunu kesmek, şekillendirmek ve parçalamak için; savaşlarda silah olarak veya seremonilerde gösterişli bir sembol olarak kullanılan bir alettir. Baltaların birçok formu vardır, ancak hemen hepsi temel olarak bir baş ve bir saptan oluşurlar.

Baltaların en erken dönem örnekleri tahtadan bir sapa tutturulmuş taşlarla yapılmıştır yada 5-35 cm boyutlarındaki ucu sivri bir taş balta görevinde kullanılmıştır. Daha sonraları işleme teknikleri geliştikçe bakır, tunç, demir ve çelik baltalar da yapılmıştır.

Balta aslında eğik düzlem kullanılarak oluşturulmuş bir basit makinedir. Balta başının eğimli yüzeyleri sayesinde odunu kesmek için gereken kuvvet azaltılmış olur.

balta-ile-yatay-kesim

Baltanın Kullanımı

Önce Güvenlik

Keseceğimiz odunu sabit ve kesime uygun şekilde durması için kullandığımız elimizin tersi ayağımızla (sağ elimizle keseceksek sol ayağımızla) üzerine sıkıca bastırmamız gerekir. Ayrıca odunun kesilecek bölümü altına bir başka odun konulmalıdır, böylece kesim işlemi daha verimli olur. Kesim yaparken baltayı taşa veya toprağa vurmamaya dikkat edilmelidir. Toprak nemli olduğu için paslanmayı kolaylaştırır. Taş ise baltayı köreltebilir.

Güvenlik konusunda söylenilenlerin tam olduğuna eminsek kesim işlemine geçebiliriz. Öncelikle bilmeliyiz ki yatay durumdaki bir oduna dik şekilde vurarak odunu kesemeyiz, bu yüzden kesimi balta ile odunun yaklaşık 45 derece açı yapacağı şekilde bir sağdan bir soldan olmak üzere vuruşlar yapılmalıdır. Baltayı bir basit makine olarak düşündüğümüzde sapından tuttuğumuz yer harcanan kuvveti, vuruşun sertliğini ve baltanın kontrolünü etkiler. Basit bir şekilde söyleyebiliriz ki tuttuğumuz baş kısmına ne kadar yakınsa o kadar kontrol sahibi oluruz ancak balta ile vuruşumuz etkili olmaz. Aynı mantıkla sapı baş kısmından ne kadar uzaktan tutarsak orantılı olarak kontrolümüz azalır,buna karşın balta ile daha sert vurabiliriz. Bizim kullandığımız baltalar el baltası olmasına rağmen çift elle de kullanılabilir. Baltayı çift elle kullanmak gücü artırır ancak bir elimizi vücudumuzun dengesini kurmaya ayıramayacağımız için kontrolümüz azalır. Bu yüzden yeni başlayanlar tek elle kullanmalıdır.

Baltayla işimiz bittiğinde ise balta, ortalıkta bırakılmayıp, varsa koruma kılıfına konmalı veya malzeme çadırına götürülmelidir.

balta-korumasi

Baltanın Muhafaza Edilmesi

Baltanın daha uzun ömürlü ve verimli olmasında kullanılmadığı zamanlarda doğru bir şekilde muhafaza edilmesi çok önemlidir. Baltayı muhafaza etmenin yolu baş bölümünün paslanmamasından geçer. Eğer bir baltanın baş bölümü paslanırsa keskinliği ve dayanıklılığı düşeceği için kısa ömürlü ve verimsiz bir alete dönüşür. Bir metalin paslanmasındaki en büyük etken oksijen ile teması olduğu için kullanılmadığı zamanlarda baltanın baş kısmının hava almayacak şekilde tutulması gerekir. Bunu gerçekleştirmede önerilebilecek kolay bir yöntem ise baş kısmının gazete kağıdıyla iyice sarılıp koli bandıyla sıkıca bantlanmasıdır. Bu şekilde bir baltanın paslanması önlenebilir ve keskinliği korunmuş olur. Ayrıca balta köreldiğinde mutlaka bileğiletmek gerekmektedir. Kör balta, sekmesi daha kolay olduğu için daha tehlikelidir.

Balta kılıfları balataya göre değişik tiplerde satılır. Ancak kısa vadede korunması ve taşınması için kumaşla baş kısmı kaplanıp sarılabilir, yukarıda bahsettiğimiz gibi koli bandı ve gazeteyle sadece geçici koruma sağlanabilir.

balta-iki-elle-tutus

Alıntı : kampkeyfi.com

Categories: Kuraklığa Çare ''Kurutulmuş Su''

Hayvanları İzlerinden Tanıma

hayvanlari-izlerinden-tanima

Doğada yürüyüş yaparken hayvan izlerini görebilmek ve bunu yorumlayabilmek için, öncelikle hayvan izleri hakkında bazı temel noktaları bilmek gerekiyor. Hayvan izleri; yiyecek kalıntıları, dışkılar, ayak izleri, leşler ve hayvan sesleri olarak sınıflandırılabilir. Bu ipuçları bize o bölgede yaşayan hayvanlar hakkında ihtiyacımız olan bilgileri sağlar. Yeter ki okumayı bilelim. Bu izler aranırken sabırlı olunmalı, hayvanların alışkanlıkları hesaba katılmalıdır. Örneğin, patikanın sonlandığı bir su kenarında her zaman iz bulmak mümkündür. Bu noktada tek ihtiyacımız olan şey dikkat ve bilgidir.

Bir iz oluşurken, topuk yere doğru kayar, değer ve kalkar. Ayak yere hiçbir zaman dik olarak girmez , her zaman yerle bir açı oluşturarak yere değer ve geri kalkar.

Zemin ne kadar yumuşaksa, gerçek izdeki bozulma o kadar artar. Bu tür durumlarda genelde gerçek iz ayırt edilemez. Görülen iz yüzeyseldir ve gerçek ölçüleri vermez. İz bulmada sadece gerçek izler kullanılabilir. Çünkü eğer iz yüzeysel ise, bir çöl tilkisi ile köpek izi arasındaki fark anlaşılamaz (Köpeklerde iç parmaklar dış parmaklardan daha büyüktür; çöl tilkisinde ise dış parmaklar büyüktür).

İzciliğin evrensel temellerinden biri olan hayvan izlerini tanıma, kamp ve doğa yürüyüşüne çıkan veya bir hayat idame gerekliliği durumunda da bize yardımcı olur.

Yürüme ve Koşma Şekilleri

Yavaştan hızlıya: Azametle Yürüme > Yavaş Yürüyüş > Yürüyüş > Tırıs Koşu (Hızlı Yürüme) > Sıçrayarak Gitme > Uzun adım koşma > Dörtnala Koşma

hayvan-izleri-diyagonal

Diyagonal Yürüyenler

Bu tarzda yürüyen hayvanlar vücutlarının zıt  bölgeleri (çapraz ayaklar) aynı anda hareket eder. Sağ-ön ayak ile sol-arka ayaklarını aynı anda atarlar.

Geyik, Köpek, Kedi vb. Kedi ve tilki toprağa tam olarak aynı noktadan basarlar.

hayvan-izleri-sicrayarak

Sıçrayarak Hareket Edenler

İlk olarak ön ayaklar birlikte havalanır, ardından arka ayaklar kalkar ve ön ayakların yanına gelir. Bu hayvanlar zamanlarının %99’unda, yavaş veya hızlı, hep bu şekilde hareket ederler.

hayvan-izleri-dortnala

Dörtnala Gidenler

İlk olarak ön ayaklar kalkar, daha sonra arka ayaklar ön ayakların dışına gelir ve bu sırada ön ayaklar tekrar kalkar. Bu hayvanlar zamanlarının %99’unda, yavaş veya hızlı, hep bu şekilde hareket ederler. Yürüme ya da koşma biçimleri hızlandıkça değişmez, sadece izler arasındaki uzaklıklar değişir.

Yürüyücüler

Bu yürüyüş tarzında hayvan vücutlarının aynı bölgeleri aynı anda hareket eder (Sağ-ön ayak ile sol-arka ayaklarını aynı anda atarlar). Bu hayvanlar genelde geniş ve tombul vücutlu olurlar. Bu hayvanlar zamanlarının %95’inde hep bu şekilde hareket ederler. Hızlandıkları zaman yürüme-koşma şekillerini değiştirirler.

Porsuk, Kokarcagiller, Kirpiler, Sıçangiller, Rakunlar, Ayılar

Ayak İzleri

Ayak izleri hayvanları takip etmede en fazla ipucu veren bilgilerin başında gelir. Doğada gördüğümüz bir ayak izini yorumlayarak hayvanın türünü, dişi mi erkek mi olduğunu, oradan nasıl bir hızla geçtiğini anlayabiliriz. Aşağıdaki resimlerde bir takım hayvanların ayak izlerini ve yaklaşık boyutlarını görebilirsiniz.

hayvan-ayak-izleri

Alıntı : kampkeyfi.com

Categories: Kuraklığa Çare ''Kurutulmuş Su''

Doğru Ayakkabı Seçimi

dogru-ayakkabi-secimi

İnsan vücudu, hayvanlarda olduğu gibi ağırlığı dört değil de iki ayak üzerine dağılacak şekilde evrimleşmiş olduğu için, ayaklarımız sürekli basınç altındadır. Sağlıklı bir etkinlik yapılabilmesi için temel malzeme olan ayakkabıların çeşitli etkinliklere, değişik doğa koşullarına göre seçilmesi gerekir. Ayakkabısı koşullara uygun olmayan kişi ya üşüyecek, ya yorulacak ya da acı çekecektir. Bu yüzden ayakkabı seçimi çok önemlidir.

Ucuz olan malzemenin aslında ekonomik olmadığı ve tehlikeler doğuracağını aklımızdan çıkarmamalıyız.

Günübirlik Yaz Yürüyüşleri İçin Kullanılan Ayakkabılar

Yürüyüş zemini kuru ve rahatsız edecek kadar taşlık ve engebeli değilse normal spor ayakkabılar kullanılabilir. Kullanılacak spor ayakkabılarda dikkat edilecek noktalar;

  • Bileği tutacak şekilde boyunlu olmalı. Çünkü hafif engebeli zeminde yürüyüş sırasında yaşanabilecek bilek burkulmaları ve ufak taş parçalarının ayakkabı içine girmesi önlenmiş olur.
  • Tabanı mümkün olduğunca kalın olmalı. İnce tabanlı yürüyüş ayakkabısı, zeminden gelen rahatsız edici etkenlere karşı ayağı koruyamaz.
  • Ortopedik olmalı.
  • Ayakkabı nefes alabilecek yüzeye sahip olmalı. Aşırı terlemeyi önlemek için nefes alabilen dış yüzeyli ayakkabılar seçilmeli.
  • Yumuşak ve tabanı aşırı bükülebilen spor ayakkabılar dağda giyilmemeli.

ayakkabi1

Doğa Yürüyüşlerinde ve Dağ Tırmanışlarında Kullanılan Ayakkabılar

  • Vibram ya da benzeri taban: Ayakkabının altının kalın ve sert bir kauçuktan yapılmış olması, özellikle iri yiv setlerinin bulunması gerekir. Bu özellikteki tabanlar zemini tutar ve kaymayı önler. Yine bu niteliklerden dolayı ayakkabının kayanın sadece ufak bir bölgesine basması ile denge sağlanabilir. Ayrıca bu özellikteki taban, eğimde, toprak ve ot üzerinde kaymayı da önler ve dengeyi sağlar.
  • Ayakkabı yapısı: Yaz etkinliklerinde uygun kumaş malzemeli ayakkabılar kullanılır. Kış etkinliklerinde ise malzeme deri ya da plastik olmalıdır.
  • Vibram yere sağlam yapıştığı halde, ayağı yana kaydırır ve böylece dengeyi bozar. Bunun için nispeten sert olmalıdır. Olabildiğince az dikişli olmalıdır. Ayakkabının ayak bileğini örtmesi gerekir. Bunun faydası dengeyi sağlamak ve bilek burkulma olasılığını en aza indirgemektedir.
  • Bağcıklar bilekten itibaren geçmeli olmalıdır. Aynı şekilde bağcıkların olabildiğince ayakkabı burnuna yakın olması gerekmektedir. Çünkü donmuş olan ayakkabıdan, ayağın çıkması zorluğu ile karşı karşıya kalınacaktır.
  • Ayakkabı kalın çorapla giyildiğinde parmakların hareket edebilecek genişlikte olması şarttır. Unutmamak gerekir ki donmayı önleyen parmakların hareketi ve parmak uçları ile ayakkabının burnu arasında kalan havadır. Ayakkabının gereğinden büyük olması ise yürümeyi güçleştirir.
  • Friction adı verilen ayakkabıların en büyük özelliği ayağı tamamen sarması ve ayağın şeklini almasıdır. Bu tip ayakkabıların numarası günlük giydiğimiz ayakkabının numarasından bir numara küçük olmalıdır. Nedeni ayağı çok iyi bir şekilde sarmasını sağlamak içindir.
  • Uzun zaman ağır bir çanta taşınması ve yüklü olarak yamaçlardan inilmesi halinde bazı ayak rahatsızlıkları ve kabarcıklar meydana gelir. Yamaçlardan inilirken bütün yük parmak uçlarına yüklenir ve buralarda yaralanmalara neden olur. İşte bunların önlenmesi için ayağın kavisine oturan ortopedik ayakaltlıkları kullanılır. Böyle bir durumda vücut ağırlığı ayağın kavisine de yüklendiğinden, tabanda ya da ayağın ön altında kabarcıklar meydana gelmez. Bazen ortopedik altlığın kalınlığı yeterli gelmez, yani buna rağmen ayağın altı acımaya başlar. O zaman keçeden kesilmiş parçalar ayak kavisinin altına (ortopedik altlığın üstüne) konmak suretiyle ayağın gerektiği kadar ayak kavisine bindirilmesi sağlanır.
  • Yağmurlu ya da karlı ortamlarda yapılan yürüyüşlerde ayakkabıya silikon, vazelin, Nikwax gibi maddelerin sürülmesi, su ya da kar suyu emmesini en aza indirger. Bu işlem deri yüzeye sahip ve gore-tex, sympatex, vb. olmayan ayakkabılara uygulanır.

ayakkabi2

Sentetik maddeden yapılmış ayakkabılar kullanıldıktan sonra yıkanır ve kurulanır. Sonra serin bir yerde saklanmalıdır. Deriden yapılmış ayakkabılar ise yıkandıktan ve kurulandıktan sonra badem ya da kuyruk yağı ile yağlanarak serin bir yerde saklanmalıdır.

Spor Ayakkabısı

Rahat ve yumuşak olmalarına rağmen ağır botlar kadar iyi koruma sağlamazlar. Spor ayakkabılarının devamlı giyilmesi ayakları yumuşatacağından daha kolay yara olurlar. Islak zemin ve çamurda ise spor ayakkabıları çamura saplanıp ayaktan çıkabilirler.

Deri Botlar

Engebeli arazide ayak bileğini korumak ve desteklemek için yüksek bilek kısmına (14-20cm kadar); kaygan otluk arazi, çamur ve karda zemine tutunabilmek için vibran tarzından tırtıklı ve orta sertlikte tabana sahip olmalıdır. Suyun sızmasını azaltmak için sık dikişli, botun içine suyun kolay girmemesi için körüklü dilli olması gerekmektedir.

Tabanı üstteki deri kısma bağlayan çarşak bantları su geçirmezliği arttırır ve bot bakımını kolaylaştırır. Sürtünmeye karşı dayanıklılık için iki -hatta üç- kat deriyle desteklenmiş kalın parmak ucu ve topuk takviyeleri, krampon kayışlarının baskını azaltmak ve sert karda iz açmayı rahat yapabilmek için sert parmak takviyesi (içten destek), donmuş ya da ıslakken bile kolay giyilebilmesi için geniş açılan boğaza sahip olması gerekmektedir.

Kumaş Botlar

Kumaş botlar “Hafif botlar” olarak da adlandırılır. Hafif botlar arazinin çok kötü olmadığı yerlerde kısa mesafe yürüyüşleri için kullanılabilirler. Deri botlardan daha az koruma ve destek sağlamalarına rağmen ıslandıkları zaman daha çabuk kurur ve ayağın daha rahat olmasını sağlarlar. Ayağa alışma süreleri kısadır. Deri botlara göre daha ucuzdurlar.

ayakkabi3

Çöl Botları

Sert tabanları ve hafif deriden üst kısmıyla çöl botları bir taraftan çöl kumunun içeri girmesini engellerken bir taraftan da ayakların nefes almasını sağlarlar. Islak ortamlarda süet çöl botlarının gözenekleri daha da açılacağından kurumaları iyice zorlaşır.

Dağcı Botları

Ağırlık, dayanıklılık ve koruma arasında eşit bir dağılım yaparsak; sağlam tabanlı, destek bilekli, dişli tabanlı ve su geçirmez dağcı botu elde ederiz.

Cangıl (Orman) Botu

Cangıldaki esas problem nem ve zemindeki sivri kökler ve kayalardır. Cangıl botları, lastik tabanları sayesinde, ıslak zemindeki suyu dışarıda tutar; kanvas üst kısım da ayağın nefes almasını sağlar. Bir nehir geçişinden sonra, yürürken içeri giren su, özel deliklerden dışarı çıkar. Dişler geniş ve kalın olduklarından ıslak zemini iyi tutar.

Plastik Botlar

Bunlar; sert plastik, dış kabuk ve yalıtıcı iç meslerden oluşur. Soğuk iklimlerde yapılan keşif gezileri ve buz tırmanmak için yapılmıştır. Buza tutunmak için kullanılan kramponlar sayesinde, yürürken ayağın sağlam basmasını sağlayacak şekilde tasarlanan bu botlar, en soğuk iklimlerde bile kullanılabilmeleri için çok iyi bir yalıtım sistemine sahiptir. Ancak kayak botları gibi, yürüyüşleri zorlaştırır. İçlerinde ikinci bir bot gibi termal bir kat vardır ve bu kat, örneğin çadırların içinde tek başına giyilebilir. Su geçirmedikleri için, karda uzun yürüyüşler için de uygundur.

Doğa ve Kamp İçin En Uygun Bıçak Türü

Doğada, insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey bıçaktır. İlk insanlardan bizlere kadar medeniyeti yükselten en önemli unsurdır bıçaklar.

Doğaya bıçağınız olmadan çıkarsanız büyük bir hata yapmış olursunuz. Peki doğada kullanıma uygun bıçağı nasıl seçeceğiz? Elbette bir kelebek bıçağı veya sustalı bıçak sizin işinize pek yaramaz. Bu, bıçağın yapısıyla ilgilidir. Çok kaliteli bir malzemeden yapılsa bile çakılar doğada sizi bir yere kadar taşır. İşler zorlaşınca sizi yarı yolda bırakması normaldir.

Saplarına göre bıçak türleri

Bıçak Türleri

Bıçaklar temel olarak üçe ayrılır sapsızlar, ince saplılar vetam saplılar. Yukarıdaki resme bakara anlatmam gerekirse en üstteki bıçağı bir çakıya benzetebilirsiniz. Doğada sizin işinize çok yaramaz, kuş, tavşan gibi ufak hayvan avlarında belki işinize yarar.

Ortadaki bıçak ise nispeten ilk bıçaktan iyidir. Kabzanın sonuna kadar uzanan parçası pek iyi olmasa da size küçük yakacakları kırma, büyük avları kesebilmek için yardımcı olur. Doğada tercih edilebilir. Fakat pek fazla beklentiniz olmasın. Bazı durumlarda işinize yaramayabilir.

En alttaki bıçak tam anlamıyla sizi her türlü koşulda hayatta tutacak, hiç bir işte sizi üzmeyecek bir Bushcraft bıçağı. Hele birde güzel bir çelikten yapıldıysa doğadaki insanın hakimiyeti yeniden anlaşılır. Bu bıçak baştan sona tek parça halindedir. Kabzanın arasından geçerek hem sizin bıçağı tam anlamıyla hissetmenizi sağlar, hem de büyük tahta parçalarını keserken daha az güç harcayarak daha fazla iş başarmanıza yardımcı olur.

Bushcraft Bıçağı

Powered By LaSuperbaTabi ki iş bunla bitmiyor. Son resimdeki gibi Full Tang bir bıçak bulduk. Ama sorunlar bu bıçakla da devam edebilir. Eğer kötü bir çelik veya kötü bir kabza kullanıldıysa bu bıçak sizin işinize yaramaz. Türkiye’de bir çok usta oldukça güzel Bushcraft bıçakları yapıyor. Hemen hemen hepsi oldukça yüksek kaliteli ve güzel bıçaklar. Bunun dışında Türkiye’de en iyi bıçak firmalarından biri Bora. Yaptığı kaliteli bıçaklar ile asla yarı yolda kalmayacağınızı garanti ediyorum. Hatta Bora’nın bazı çakıları bile bir çok Full Tang bıçaktan daha kaliteli oluyor.

Benim bıçağa gelelim. Oldukça güzel 440 Stainless Steel’den üretilmiş Böker-Magnum marka bir Bushcraft bıçağı. Türkiye’de olmadığını zannediyorum. Oldukça güzel bir kabzası var, sanıyorum ahşap veya boynuzdan yapılmış. Yazıda pek fazla değinmedim fakat bir kılıfta bıçak için önemli, benim tercihim her zaman deri kılıftan yana olmuştur.

Alıntı: Kampkeyfi.com

Category Archives: